MOTOSİKLETLE ROMANYA TURU TRANSALPİNA VE TRANSFAGARASAN

ÖNSÖZ
Yeniden merhaba,
Daha önce yazmış olduğum,
www.arabaileyunanistanturu.blogspot.com ile çepeçevre olmasa da Yunanistan’ın 3/5 ini,
www.arabaileyunanistanturu2.blogspot.com
 ile Yunanistan’ın doğu kıyılarını ve Sporades adalarını
www.arabailebalkanturu.blogspot.com
 ile Osmanlı’nın ayak izinde Balkan turunu arabam ile saat yönünün tersine giderek sırası ile Bulgaristan,Sırbistan,Hırvatistan,Karadağ,Kosova,Makedonya ve Yunanistan rotası ile tamamlamıştım.

Blog yazmaya ara verdiğim 2 senede tabii ki gezilerimiz devam etti,bedenlerimiz 2 yaş daha yaşlandı,oğlumuz büyüdü ancak geçen süre zarfında ruhumuz daha da gençleşti.
Kimilerine göre bir çılgınlık,kimilerine göre orta yaş sendromu da sayılan ancak bizim için gezmenin en yalın hali diyebileceğimiz bir şey yaptık.Motosiklet aldık.

44 yaşına kadar motosiklete binmemiş olan ben ,arkadaşım Çağatay Şenocak’ın gazlaması ile başlayan motosiklet merakım sayesinde eşim ve oğlumla Yunanistan,Bulgaristan ve Romanya’ya çeşitli defalar motosiklet ile geziler yaptık.

Bu blogda sizlere yanıbaşımızdaki iki komşumuzu ama daha çok Karpatları ve Romanya’yı elimden geldiği kadar anlatacağım.Kısmet olursa hareket çapımızı her daim genişleteceğiz.

DAHA UZAĞA,DAHA YÜKSEĞE,DAHA GÜZELE…

TEŞEKKÜRLER:
Romanya ve Romen kültürü ile tanışmamız oğlumuz Mirza’nın okulu olan Özel Irmak Anadolu Lisesi ile Romanya’nın Braşov şehrinin Ghimbav ilçesi okulu olan Ghimbav Gymnasium ile kardeş okul olması ile başladı.
Okul müdürümüz sayın Metin Yoleri’nin bizleri haberdar etmesi ile İstanbul’a gelerek bize misafir olan Razvan Muntean’ı misafir etmemiz sayesinde de Muntean ailesinin diğer fertleri Sebastian-Anca çifti ve büyük evlatları Mihai Muntean ile tanıştık.

Razvan’dan sonraki yaz tatilinde, Muntean ailesi davetimizi kırmayarak İstanbul’a geldi,birlikte çok güzel zaman geçirdik,giderken de onlar bizi Romanya’ya davet ettiler.
Bu sayede çok güzel bir ülkeyi ve çok özel insanlarını tanıma şansına sahip olduk.
Hatta ülkeyi çok beğenip bir kez de araba ile gezdik.
Tabii her iki gezide de Muntean ailesi bize eşlik ve rehberlik ettiler evlerini açtılar. Misafirperverlikleri ve dostlukları için kendilerine gönülden teşekkür ederiz.
Bu tür programların ülke tanıtımına ve güzel dostluklar kurulmasına katkıları yadsınamaz derecede fazla oluyor.

Buradan sayın Metin Yoleri nezdinde,Irmak Okulları ve Ghimbav Gymnasium yöneticilerine de bize tanışma fırsatı verdikleri için teşekkürlerimizi sunarız.

Ayrıca araba ile gezdiğimiz turda Bükreş’te bizi gezdiren hatta girilmesi özel izne tabii olan saraya ve özel bölümlerine götüren Carmen Eke,Doruk Eke’ye ve Romen aile fertlerine de teşekkür ederiz.

GİRİŞ:
Her gezi öncesinde olduğu gibi bu gezi için de bir ön çalışma yapmak gerekliydi.
Lisede ve Ortaokulda gördüğümüz tarih ve coğrafya derslerinden aklımda kalanlardan,yakın zamanda izlediğim gezi programlarından ve en önemlisi 2017 Nisan ayında İstanbul’dan Bükreş’e uçarak oradan kiraladığımız arabayla Muntean ailesi rehberliğinde yaptığımız geziden derlediklerimle, toplamda 5 gün sürecek gezi rotamızı yaptık.
Araba ile yaptığımız gezilerde konakladığımız süre daha fazla olduğundan Romen kültürü,tarihi ve doğasını tanımak için daha fazla fırsatımız oldu.
Bu blogdaki GÖRÜLESİ YERLER başlığı altında size bunlardan bahsedeceğim.
Yayınlayacağım görsellerin  ve anlatımların benim objektifim ve bakış açımdan verildiğini tekrar hatırlatır,bağlayıcılığı olmadığını belirtmek isterim.

MOTOSİKLET TURU:
Bu geziye,eşimin kuzeni Burcu Büyükkınacı ve Soner Büyükkınacı çifti, Erdinç Sönmez ve Bahtışen Sönmez çifti ve Haluk Temel gibi her biri birbirinden değerli ve tecrübeli OMM eğitmeni motosikletçi arkadaşlarımız ile katılmak,motosiklete yeni başlayan benim için ayrı bir özgüven kaynağı oldu.
2 BMW 1200 GS, 1 HONDA VFR 1200  ve 1 HONDA AFRICA TWIN olmak üzere toplamda 4 motor ve 7 kişi olarak geziyi planladık.
Vize,pasaport,yeşil sigorta gibi prosedürlerimiz daha önceden tamamlandığı için bu bölümü atlıyorum.
Planlama bölümünde ise daha önce Romanya’yı turlamış olan Soner ve Bulgaristan göçmeni soydaşımız olan Erdinç abi ve Bahtışen ablamızın bilgilerinden faydalandık.

Gezinin başlangıcında işlerimizin ve izinlerimizin farklı olmasından dolayı biz daha erken yola çıkmak üzere Romanya’nın  Ramnicu Valcea şehrindeki Grand Hotel Sofianu’da buluşma kararı aldık.

Grubun geri kalanı ise gece yola çıkacak ve geceyi Bulgar Rodopları üzerinde Erdinç abinin tavsiye ettiği KOTEL civarında bir dağ evinde konakladıktan sonra ertesi gün Romanya’ya doğru yola çıkacaktı.

Biz planladığımız gibi tek başımıza bir gün önceden sabah 06.00 da yola çıktık,  EDİRNE-HAMZABEYLİ sınır kapısından Bulgaristan’a girip ELHOVO-TARGOVİŞTE-RAZGRAD-RUSÇUK yolu ile Bulgaristan’ı boydan boya geçtikten sonra Romanya’ya giriş yaptık.

Yolun Türkiye kısmının otoban olması motor sürmek açısından monotondu,
Bulgaristan’a girdikten sonra Bulgar Rodopları tarafı ormanlık,manzaralı ve virajlıydı.
Orta kesimlerde uçsuz bucaksız buğday ve ayçiçeği tarlaları sonrasında ise Targovişte civarında yine dağlık ve virajlı kesimi geçip Tuna boyundaki  Rusçuk kentine vardık.

Bulgaristan’da kamyon TIR trafiğine ve bazı yollardaki çukurlar ile köyler civarında  yola çıkabilecek hayvan ve traktörlere dikkat etmek gerek.

Bulgaristan ve Romanya arasında sınırı oluşturan Tuna nehri  üzerindeki, iki ülkenin ortak yapımı çelik köprüyü geçerek Romanya’ya öğleden sonra saat 15.00 gibi girdik.

Bükreş sınıra oldukça yakın bir başkent ve Romanya’nın en büyük ve kalabalık şehri,doğal olarak biz de çevre yoluna sapıp şehir trafiğinden kaçmak istedik.

Ancak bunun çok yanlış bir karar olduğunu,(çevre yolunun oldukça dar,kamyon ve TIR trafiğinin oldukça yoğun olması) 1 saat dur kalk yaptıktan sonra kavradık.
Hava çok sıcaktı (35 derece) resmen piştik.
Güneyden Kuzeye şehrin tam içinden geçmek daha iyi bir fikir.

Motosikletler için Bulgaristan ve Romanya’da VİGNET (otoban ücret etiketi) gerekmiyor ama otomobiller için Bulgaristan girişinde hemen ilk petrol istasyonundan almalısınız.
Ayrıca RUSCUK köprüsünde (Tuna üzerinde aynı zamanda sınır kapısı olan köprü geçişi) bizden  motosiklet için ücret almadılar.

Bükreş trafiğinden kurtulup PLOİEŞTİ-SİNAİA  üzerinden BRAŞOV şehrine vardığımızda saat akşam 20.30 olmuştu.

Otelimize yerleştikten sonra bizi karşılamaya gelen Muntean ailesiyle GHİMBAV’daki bahçelerinde nefis bir akşam yemeği yedik.
Her şey planladığımız gibi yürüdü ve ilk günkü  hedeflerimize ulaştık.

Muntean malikanesindeki nefis yemekler,güzel sohbet,Romen erik rakısı PALİNKA ve Sebastian’ın bira koleksiyonu sayesinde keyfimiz yerine geldi.Motosikleti otelde bıraktık aklınızda olsun zira Romanya’da sürücünün alkol alması yasak sıfır promil,sıfır tolerans.O gece bizi otele araba ile bıraktılar.

Bir günde yaklaşık 900 km yol gitmemiz oldukça yorucu oldu ama günün sonunda dostlarla kucaklaşmak da  bir o kadar da zevkliydi.

Sabah buluşmak üzere vedalaşırken esas sürpriz ise Muntean ailesinden Sebastian ve Anca’nın sayılı olan yıllık izin günlerini bizimle geçirmek ve bize destek vermek için aynı rotayı otomobille bize eskortluk yapmak istemesi oldu.Açıkçası onlarla daha fazla vakit geçireceğimiz için çok mutlu olduk.

Ertesi gün sabahı saat 9.00 gibi Muntean’lar araba ile,Taşpınar’lar motorla Ghimbav’dan yola çıkarak RAŞNOV-BRAN-CURTEA ARGEŞ yolu ile gurubun geri kalanı ile buluşacağımız Ramnicu Valcea şehrindeki Grand Hotel Sofianu’ya ulaştık.
Gurubun geri kalanı henüz gelmemişti,otelin havuzunda serinledikten sonra çıkıp şehri dolaştık.
Diğer 3 motor akşam üzeri otele ulaştı.
Gurubun geri kalanı Muntean ailesini tanıştırdık,çok çabuk kaynaştık,hep birlikte yorgunluk atıp güzel bir akşam yemeği eşliğinde ertesi günün planlamasını yaptık.

Bu gün programımız çok yoğundu.Yaklaşık 500 km fakat en az 10 saat sürecek rotamızda oldukça keyifli,ancak bir o kadar da yorucu olacak ve hepimizin dört gözle sürmeyi beklediği iki önemli geçit bizi bekliyordu.
Muntean ailesi bazen önümüzde, bazen de arkamızda bize eşlik etti,ayrıca güzel fotoğraf karelerimizi  yakaladılar.

Hep birlikte Romanya’nın efsane ”pass”larından (geçit) olan TRANSALPINA’yı güneyden kuzeye doğru geçip tarihi bir şehir olan SEBEŞ’e uğrayıp oradan da devam ederek SİBİU’da öğle yemeğimizi yedikten sonra aynı günün sonrasında bu kez TRANSFAGARASAN geçitinden kuzeyden güneye inerek geceyi BRAŞOV’un kayak merkezinde POIANA BRAŞOV’da gecelemek üzere yola çıktık.

Ramniu Valcea’dan Novaci’ye kadar batıya doğru yol aldıktan sonra,kuzeye çıkan ve tabela ile gösterilen 67C kodlu yola yani TRANSALPİNA’ya saptık.
Zirvede mola verip fotoğraflar aldıktan sonra yola devam ettik.
Asfalt kalitesi oldukça iyi manzaralı ,bol virajlı ve firketeleri olan bir yol.
Unutmayın her çıkışın bir de inişi mutlaka olacaktır…

Sebeş’e ulaştıktan sonra içecek ve benzin molası verip Doğu’ya A1otobanını kullanarak Sibiu’ya doğru sürdük,amacımız bu yoldan devam ederek güneye ,Cartişoara’ya dönüp Karpatlar’ı  aşan 7C kodlu ünlü TRANSFAGARASAN’a tırmanmak.
Fakat öğlen olmuş ve çok acıkmıştık. Sebastian’ın tavsiyesi ile Arpaşu de Sus civarındaki açık hava restaurantında karnımızı doyurduktan sonra tekrar yola koyulduk.

TRANSFAGARASAN’ın ünlü firketelerini yapıp,tünellerinden geçtikten sonra zirvede fotoğraf molası verdik,yine zirvede olan Lacul Balea krater gölünde bir kaç kare fotoğraf aldıktan sonra yola devam ettik.
Bir sonraki mola baraj gölü ve baraj gövdesi üzerinden yol geçen Barajul Vidraru.
Buradan sonra yolu izleyerek güneye doğru sürekli iniş halinde Curtea de Argeş’e ve oradan da CAMPULUNG -BRAN-RASNOV ve POIANA BRASOV ‘a doğru doğuya sürdük.

Transalpina ve Transfagarasan geçitleri Romanya’nın ortasında yer alan Karpatlar’ın zirvelerinden aştığı için yılın büyük bölümünde geçişe kapalıdır,hava şartlarında olağan dışı bir durum olmadığında ise sadece 1 MAYIS-1 EKİM arasında trafiğe açıktır.
Bu yolların girişlerinde yolun açık veya kapalı olduğunu gösterir tabelalara dikkat etmek gerekir.

Yaklaşık 2500 metre irtifalara kadar yükselen nefis manzaralı ve asfaltı güzel yolları olan bu iki geçit soğuk savaş zamanında orduları kuzeyden güneye hızlı biçimde sevk etmek için yaptırılmıştır.
Hatta Transalpina yolunun tarihinin çok eskilere Romalılara kadar gittiğini de duydum.
Ancak günümüzde daha çok turistik amaçlı ve tüm dünyada motorsporu tutkunları tarafından bilinen ve mutlaka ziyaret edilen rotalardan ikisidir.

Bunlar da bizim yaptığımız çekimler.
Tabii TOP GEAR ve BBC kadar başarılı değiliz ama zaten ben de JEREMY değilim,göz atmanızda fayda var.

Günü tamamlayıp Braşov Kayak merkezindeki otelimize geldiğimizde hem keyifli hem de oldukça yorgunduk.
Daha önce yer ayırttığımız geleneksel Romen dağ evi restaurantı Haiducilor’da nefis yemekler ve şaraplar tadarak dönüş yolu planlarına başladık.

Dönüş yolunda  4 motorlu hep birlikte BRAŞOV-BÜKREŞ-KÖSTENCE yolu ile Romanya’dan çıkıp  Bulgaristan’a giriş yapıp, Karadeniz kıyısından devam ederek BALÇIK şehrinde ulaşıp gecelemeye karar vermiştik.
Ancak Bükreş’e 30 km kala Haluk’un motoru arıza yaptı,gaz yemeyen ve gaza yüklendiğinde değişik sesler çıkaran motora ne yazık ki yapabileceğimiz bir şey yoktu.

Türkiye’deki servis ile yaptığımız görüşmelerde bu arızanın bizim bilgimiz ve aletlerimizle tamir edebileceğimiz türden bir arıza olmadığı, motoru bu halde sürmenin bir kazaya sebebiyet verme ihtimali olduğu söylenince ne yazık ki Haluk için gezinin bitmiş olduğunu anladık.
O yüzden,mola verdiğimiz petrol istasyonunda yardımsever Romenlerin girişimleri ile Haluk ve motoru Bükreş’teki servise giderken biz 3 motor olarak yola devam etmek zorunda kaldık.

Her bir motorda ikişer kişi olduğundan Haluk daha sonra uçak ile İstanbul’a döndü,motoru ise orada tamir edilemeyerek bir hafta sonra kamyon sırtında İstanbul’a dönmek zorunda kaldı.

3 motorlu kalan 6 kişilik gurubumuzla planımıza sadık kalabilmek için çok sıcak bir havada yola devam edip akşam saatlerinde BALÇIK şehrindeki otelimize ulaştık ve kendimizi Karadeniz’in serin sularına bıraktık.

Balçık’tan  sabah yola çıkıp VARNA-BURGAZ-TARNOVO yolu ile DEREKÖY sınır kapısından yurdumuza girerek  KIRKLARELİ-VİZE-SARAY yolu ile evlerimize dönme kararı aldık.

BALÇIK-BURGAZ-VARNA arası yol kısmen deniz kenarı,kısmen ormanlık ve kısmen de düzlüklerden oluşuyor.
Bulgaristan’da yaz tatili olduğundan ve bölgenin deniz turizmine açık olmasından dolayı yollar kalabalıktı.
Karadeniz sahilleri çok güzel ve güneşli ve yemyeşildi.
SUNNY BEACH’i gençlere özellikle tavsiye ediyorum.Bodrum’u Çeşme’yi aratmaz.

BURGAZ’dan sonra düzleşen yol yerini TARNOVO-DEREKÖY sınır kapısı arasında yine dağlık ormanlık ve bol virajlı keyifli bir rotaya bırakıyor.

Sınır kapısından girdikten sonra ise bildiğimiz yollar ve bildiğimiz yoğun trafik eşliğinde gece saat 22.00 sularında sağsağlim evimize ulaşıyoruz.
Yaklaşık olarak 3000km yol yaptık.
Ne demişler ”GEZMENİN ADI YORGUNLUK” ….

GÖRÜLESİ YERLER:

BÜKREŞ:

CARMEN EKE VE DORUK EKE’YE GÜZEL BÜKREŞ TURU VE SARAY GEZİSİ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.

SİNAİA:

MUNTEAN AİLESİ EŞLİĞİNDE NİSAN AYI OTOMOBİL GEZİSİNDEN

CASTEUL PELES:

BRAŞOV ŞEHİR MERKEZİ:

GHIMBAV MUNTEAN’S MANSION :

DÜNYANIN EN DAR CADDESİ, STRADA SFORİİ,ROPE STREET:

RAŞNOV VE ORTAÇAĞ KALESİ:

BRAN VE DRAKULA ŞATOSU:
KİMİNE GÖRE CANİ KİMİNE GÖRE KAHRAMAN,NAMI DİĞER KONT DRACULA

SEBEŞ
SİBİU

EN SEVDİĞİM YEMEKLER:

EYLEMLERİMİZ DEVAM EDECEK !!! 🙂

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir